Genel Başkan Yardımcımızdan ;
Gazi AYKIRI |
|
TÜED Genel Başkan Yardımcısı |
KAYITDIŞI İSTİHDAM, SOSYAL GÜVENLİĞİ DE TEHDİT ETMEKTEDİR
Türkiye, ekonomik kriz ile birlikte üretimde ve istihdamda yoğun bir azalma yaşamıştır. Türkiye İstatistik Kurumu'nun işsizlik rakamlarına bakıldığında, istihdamın yarısının sosyal güvenlik kurumlarına kayıtlı olmadan çalıştırıldıkları görülmektedir. Bunun yanında, kayıtlı sigortalıların yarısına yakınından da asgari ücret üzerinden prim kesintisi yapılmaktadır. Hükümetler tarafından kayıtdışı istihdamı önlemeye yönelik tedbirler yetersiz kalmıştır. Anayasada güvence altına alınan ve devlete de görev olarak verilen sosyal güvenlik haklarının korunması konusunda gerçekçi düzenlemeler yapılmadığından, çalışanların karşılaşacakları riskler de her geçen gün artmaktadır.
Kayıtdışı istihdam, devlet açısından da prim ve vergi kaybı demektir. İç ve dış borcun böylesine arttığı bir dönemde, vergi ve prim kayıpları bütçe açıklarının artmasında da en temel etkendir. Asgari ücret üzerinden bir hesaplama yapıldığında, 5 milyon kayıtdışı istihdam prim ve işsizlik sigortası aylık kayıp 1 milyar 248 milyon TL, yıllık kayıp ise, 14 milyar 985 milyon TL olmaktadır. Asgari ücret ve 5 milyon kayıtdışı istihdam üzerinden hesaplama yapıldığında, vergi kayıpları aylık olarak 177 milyon 322 bin TL, yıllık kayıp ise 2 milyar 128 milyon TL olmaktadır.
İşsizlik sigortası gibi bir kurumumuz var. Bu kurumun, sosyal güvenliğin normuna göre yönetilmesi gerekirken, fondan farklı alanlara kaynak aktarılması, Kanunun temel felsefesine de aykırı olmaktadır. 4857 sayılı İş kanunu kapsamında her çalışandan işsizlik sigortası kesilirken, işten çıkarılanların büyük bölümünün işsizlik sigortasından yararlanmadığı ve mağdur kaldıkları gerçeği ile karşı karşıyayız. İşsizlik sigortasının yararlanma koşulları çalışma hayatı gerçekleri dikkate alınmadan düzenlenmiştir. Bütün bu zorluklar, kayıtdışı istihdamı artırırken, işsizlik sigortası ile birlikte sosyal güvenlik haklarını da kullanılamaz bir duruma getirmektedir.
Esnek çalışmanın yaygınlaştığı ve prim gün sayılarının yetersiz kaldığı bir dönemde, işsizlik sigortasından yararlanmak için işten çıkarılanlardan geriye doğru son üç yılda 600 gün sigorta prim ödeme zorunluluğunun aranması, işsizlik sigortasından yararlanmayı büyük ölçüde engellemektedir. Yılın belli aylarında esnek, mevsimlik ve geçici statüde çalışanların işsiz kalmaları durumunda işsizlik sigortasından yararlanmadıkları görülmektedir. Eşitliği sağlayan ve yararlanmayı teşvik eden bir sistem kurulmalıdır. Prim gün sayısı esas alınarak, çalışanların işsiz kalmaları durumunda, prim gün sayısı ile orantılı bir işsizlik ödeneğinin verilmesi benimsenmelidir. Bu yönde bir değişiklik yapıldığında, kayıtdışı ile de mücadelede önemli bir katkı sağlanacaktır.
Sosyal güvenlik hakları güvence altına alınmadığı sürece, toplumların gelecekleri tehlikede demektir. 5510 sayılı sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, bu yönüyle yetersizlikler ve eksiklerle doludur. Emekli aylıkları koşulları belirlenirken, ülke gerçekleri ile bağdaşmayan düzenlemeler yapılmıştır. Emekli aylıklarının hesaplanmasında da hak kayıpları söz konusudur. Giderleri kısan ve gelirleri artıran bir kurgu ile hazırlanan kanunların ömürleri de kısa olmaktadır.
Kayıtdışı istihdamdaki oranın yüksekliği devam ediyor. İstihdamın 8 milyon 70 bini, herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna kayıtlı olmadan çalıştırıldığı ve hiçbir önlem alınmadığı görülmektedir. Tarımdaki kayıtdışılık yüzde 83.7 ile kendini gösteriyor. Tarım dışında kayıtdışılık oranı ise, 28.6'dır. Sosyal güvenlik haklarının gelişmesini ve kaynakların israf edilmesini öngören kayıtdışı ile mücadelede uzun vadeli bir eylem planı hazırlanmalıdır.
|