Başkanlar Kurulu ;
TÜRKİYE EMEKLİLER DERNEĞİ BAŞKANLAR KURULU SONUÇ BİLDİRİSİ
(15 Nisan 2011)
Başkanlar Kurulumuz, 14/15 Nisan tarihlerinde, 95 Şube Başkanımızın katılımıyla, Ankara Tandoğan Işık Sokak 11 numaradaki Genel Merkezimizin Toplantı Salonunda toplanarak, gündeminde yer alan emekli ve ülke sorunlarını kapsamlı bir şekilde değerlendirmiş ve alınan kararlar aşağıdaki şekilde sıralanmıştır.
- Gelir ve aylık alanlar arasında var olan eşitsizlikler yanında, ödenmekte olan aylıkların yüzde 90’ının açlık sınırının, genelinin ise yoksulluk sınırının altında kalması karşısında emeklilerin aylıklarını iyileştirecek çözümler getirilmelidir. Sosyal güvenlikte oluşturulan tek çatı sisteminde emeklilerin durumları yeniden değerlendirilmeli, alt sınır aylıklarda eşitlik sağlanmalıdır.
- İntibak talebimizin karşılanmaması sonucu, özellikle de 2000 öncesi dönemlerde katsayı ve gösterge sistemine göre emekli olanların mağduriyetleri devam etmektedir. Bu konuda hazırladığımız Kanun Tasarısına sahip çıkılmadığından, emekli aylıklarında genel bir iyileştirmeye gidilememektedir. Önerimizi sunarken, geçmiş haklarımızın güncelleştirilerek Kanunun yayımı tarihinden itibaren uygulanması gibi bir özveride de bulunduk. 2000 öncesi döneme göre oluşturulan derece ve kademeler ile emeklilerimizin gecikmiş olan haklarının bir an evvel teslim edilmesi için çağrımızı bugün de tekrarlıyor, siyasi partileri bu konuda göreve davet ediyoruz.
- 4447 ve 5510 sayılı Kanunlar ile gelir ve aylıkların artışı sağlıklı bir kritere endekslenmediği için yeni bir haksızlık oluşmuştur. Hükümet de bu eksikliği gördüğünden söz konusu maddeler bazı yıllar askıya alarak zam artışlarını farklı bir şekilde yapmıştır. 2010 ve 2011 yıllarında birinci altı ay zamlar, seyyanen ve yüzdeli olarak seçenekli düzenlenmiştir. Bu uygulamadan da anlaşılacağı gibi, gelir ve aylıkların artışı sağlıklı bir kritere göre belirlenmeli, kalkınmadan emekli aylıklarına refah payı yansıtılmalıdır. Türkiye Emekliler Derneği, yüzdeli artışlar yerine seçenekli olarak seyyanen ve yüzdeli zam uygulamasına devam edilmesini daha adil bulmaktadır. Bu konuda, Derneğimizin görüşü de alınarak yasal düzenleme yapılmalıdır.
- Vergi iadesinin kaldırılması sonucunda; ek ödeme olarak gelir ve aylık alanlara uygulanan yüzde 4 ve yüzde 5 oranları çok yetersiz kalmıştır. 2011 yılı birinci altı ayda 580.55 TL’nin altında gelir ve aylık alanlara yüzde 5 uygulanırken, 580.55 TL’nin üzerinde gelir ve aylık alanlara da yüzde 4 ek ödeme uygulanmaktadır. Emekliler, harcamalarında temel gıda maddelerine yüzde 8, diğer zorunlu harcamalarına ise yüzde 18’e kadar KDV ödemektedir. Bu durumda yapılan zamların büyük kısmı vergi olarak geri alınmaktadır. Bu haksızlığın giderilmesi için ek ödeme oranları yüzde 8-10 aralığına yükseltilmelidir.
- Emeklilere promosyon konusunda büyük haksızlık yapılmakta ve bankalar korunmaktadır. Çalışanlara verilen bir hakkın emeklilerden esirgenmesini içimize sindiremiyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu, bankalarla gerekli olan diyalogu kurmalı ve zor durumda olan emeklilerimize de promosyon verilmelidir.
- 2002 ve 2006 yıllarına ait uygulamalar ve ilgili mevzuatlar sağlıklı kıyaslanmadığından, emeklilerin hak ettikleri farkların gelir ve aylıklara yansıtılmaması sonucunda, Türkiye Emekliler Derneği olarak, bu konuyu yargıya götürdük. Bu konudaki haklılığımız, Hükümetlerin yayınladığı kararnameler ve Bütçe Kanunlarından kaynaklanmaktadır. Henüz Yargıtay’da karar aşamasında olan fark alacaklarımızı Hükümetin iyi analiz ederek, sorunu idari açıdan çözmesi en doğru yaklaşım olacaktır.
- Genel Sağlık Sigortası uygulaması ile birlikte emeklilerden alınan muayene tutarlarını emeklilerin ödemesi giderek zorlaşmaktadır. Gelir ve aylıklardan kesilen bu tutarlara yönelik tepkiler ve itirazlar çığ gibi büyümektedir. İnsanca yaşamaya yetecek bir aylığın ödenmediği bir süreçte katkı payları ile emeklilerin sağlık hakları riske edilmektedir. Sağlık en temel insan hakkıdır. Bu nedenle, belli gelir gruplarının ve emeklilerin katkı payından muaf tutulmasını öneriyoruz. Ayrıca, Sağlık Uygulama Tebliğiyle ilaçlara getirilen sınırlandırma ve bazı ilaçların doktor tarafından yazılmasına rağmen, bu ilaçlar listede bulunmadığı için fark ödemesi de eczaneler tarafından alınmaktadır. Bu ayrımcı uygulamaya da son verilmelidir.
- 6111 sayılı Torba Kanunu, emeklilerden çok çalışanların ve özellikle de bağımsız çalışanların korunduğu bir yapıya dönüşmüştür. Torba Kanununda 1 Ekim 2008 öncesi anne ve babası üzerinden sağlık yardımı alan kız çocuklarının çalışması veya evlenmesi durumunda kesilen sağlık yardımları, çalışmaması veya boşanması durumunda hak kaybına neden oluyordu. Bu durum düzeltildi ve 1 Ekim 2008 öncesi bu haktan yararlananların kazanılmış hakları korundu. Bu olumlu bir gelişmedir. Burada bir eksik durum kaldı. O da, 1 Ekim 2008 sonrası kız çocuklarının aynı haklardan yararlanmayacak olmaları, Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu nedenle, tarih ayrımı yapılmadan kız çocuklarımıza anne ve babaları üzerinden sağlık yardımı alabilme olanağı sağlanmalıdır.
- Türkiye, yaklaşan 12 Haziran 2011 seçimleri nedeniyle yeni bir sürece girmiştir. Aslında emeklilerin gözü kulağı partilerin seçim bildirgelerinde olacaktır. Emeklilerin taleplerine nasıl yaklaşıldığı hassasiyetle incelenecektir. Ayrıca bu dönemde, emeklilerin gecikmiş olan haklarının teslim edilmesi beklenmektedir. Emekliyi ikinci planda tutan anlayış artık terk edilmelidir. Sosyal güvenliği geliştiren bir ülke olmalıyız. İnsanca yaşamaya yetecek gelir ve aylıklar ödenmelidir. Sosyal devlet de bunu gerektirmektedir. Bölge milletvekili adaylarına da büyük görevler düşmektedir. Şubeler olarak, bölgemizdeki tüm adaylar ile görüşülerek emeklilerin sorunlarına sahip çıkmaları talep edilecektir. Seçim sürecinde taleplerimizi içeren detaylı dosyalar; milletvekili adaylarına ve iktidar hedefleyen siyasi partilerin temsilcilerine mutlaka sunulacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. |