MIME-Version: 1.0 Content-Type: multipart/related; boundary="----=_NextPart_01C9CCD2.CFDD8710" Bu belge Web Arşivi olarak da bilinen Tek Dosyalı Web Sayfasıdır. Bu iletiyi görüyorsanız tarayıcınız veya düzenleyiciniz Web Arşivi dosyalarını desteklemiyor demektir. Lütfen Windows® Internet Explorer® gibi, Web Arşivlerini destekleyen bir tarayıcı yükleyin. ------=_NextPart_01C9CCD2.CFDD8710 Content-Location: file:///C:/9EC73D12/sosguvendegisiklikler.htm Content-Transfer-Encoding: quoted-printable Content-Type: text/html; charset="us-ascii"
SOSYAL GÜVENLİKTEK=
04;
DEĞİŞİKLİKLER VE 2009 BEKLENTİLERİ =
D&uu=
ml;nyada
yaşanan ve etkisini tüm ülkelere yansıtan küresel
krizin faturaları, öncelikli olarak çalışanlara =
ve
emeklilere kesilmektedir. Bu kriz ortamında, ülkemizde işten
çıkarmalar ve ücretsiz izin uygulamaları
yaygınlık kazanmış, emekli aylıklarında iyile=
ştirmeler
yapılmamış, işsizlik ve yoksulluk göstergeleri art=
maya
başlamıştır.
K&uu=
ml;resel
krizin yaşandığı bir süreçte, fiyat
artışları ile gelir ve aylık alanların satınalma güçleri
zayıflamış, 2008 yılında hedeflenen enflasyona
göre yapılan artışlar yetersiz kalmıştır.
Bunun yanında, emekliler arasında, eşitsizlik de
yıllardır sürmektedir. Bütçe Kanunları ile
memur ve işçi emeklilerinin artışları
düzenlenirken bile eşitlik ilkesine uyulmamış, emekli
aylıklarında büyük farklılıklar
oluşturulmuştur.
2008
yılında işçi emeklilerine birinci altı ay yü=
;zde
2, ikinci altı ay yüzde 7.2
artışlar yapılmıştır. Birinci altı ayda
yüzde 6 olan enflasyon artışı karşısında,
ikinci altı ayda yüzde 4 enflasyon farkı uygulanması
gerekirken, Bakanlar Kurulunca yüzde 1.2 ol=
arak belirlenmesi,
yukarıda belirtmeye çalıştığım haks=
05;z
uygulamalar için en çarpıcı örnektir. 2008
yılı tüfe artışı yüzde 10.06 olarak
gerçekleşmiştir. Bu dönemde, işçi
emeklilerine ise, yıl sonu kümülatif
olarak yüzde 9.3 artış yapılmıştır.
Diğer bir deyişle, işçi emeklilerine enflasyona g&oum=
l;re
daha az artış yapılmıştır. TÜİK
tarafından açıklanan 2008 yılı enflasyon
oranlarının inandırıcılığını
hiç bir emeklimize anlatamayız. Yılın son
çeyreğinde gıda maddeleri ile birlikte doğalğaz
ve elektriğe yapılan yüksek oranlı artışlar,
giderlerde büyük harcamalara neden olurken, =
TÜİK'in
enflasyonun düştüğü yönündeki
hesaplaması, “bilinçli bir ayar mı?” diye
kuşkuları arttırmaktadır.
=
4;şçi
emeklileri, yıllardır bu tür eşitsizliklere maruz
kalmıştır. Bu uygulamalar ile işçi ve memur
emeklileri arasındaki gelir ve aylık farklılıkları
giderek büyüyen bir eğilime
dönüşmüştür. Hep şunu söyledik. Tek
çatı oluşturulurken, farklılıklara son verilsin =
ve
ilk adım olarak işçi ve memur emekli aylıklarında
taban aylıklar eşitlensin. Kanunu hazırlayanlar ve
yönlendirenler, eşitlik ilkesinin de bir gereği olan bu
önerilerimizi dikkate almadılar.
5510
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu'nda, kamu çalışanları ve emeklileri farklı=
; ve
ayrıcalıklı tutulacaksa, tek çatıya ilişkin
düzenlemelere ihtiyaç yoktu. 1 Ekim 2008 itibariyle
yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un
geçici maddeleriyle, memurlar ve emeklileri 5434 sayılı Ka=
nun
kapsamında korunduğundan, Anayasanın ve ilgili kanunları=
;n
eşitlik ilkesi hiçe sayılmıştır. Türki=
ye
İşçi Emeklileri Derneği olarak bu
haksızlığa ve eşitsizliğe karşı
çıkmamıza rağmen, başta Anayasa Mahkemesi olmak
üzere, yetkili kurulların ve organların duyarsız
kalması sonucu, 5510 sayılı Kanun bir
çok hükmüyle işçilerin ve emeklilerinin
haklarında kısıtlamalara gitmiştir.
Kanu=
nlar,
eşitlik ilkesini içerdiği zaman anlam kazanır. 5510
sayılı Kanun, bu yönüyle eşitlik ilkesine
aykırı olan çok sayıda hüküm
içerdiğinden, eleştiriler de bu kapsamda
yapılmaktadır.
506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'ndaki haklar, yeni düzenleme=
yle
oldukça geriye götürülmüştür.
Bunların başında prim kazançlarının
güncelleştirilmesi ve aylık bağlama oranları
gelmektedir. Yaş ile birlikte yapılan değişiklikler son=
ucu
oluşturulan yeni koşullar, gelecekte gelir ve aylık alacakla=
rın
haklarında önemli kayıplar öngörmektedir. Ülk=
emiz
çalışma koşulları ve soysal güvenliğin
koruyucu ayakları gerçekçi bir şekilde
değerlendirilmeden, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu, sosyal devletin etkinliğini de
zayıflatacak bir çerçevede
hazırlanmıştır.
Sosy=
al
devlet, emeklisine insanca yaşamaya yetecek bir gelir ve aylık
ödemeyi sağladığı zaman anlam kazanır. Bug&uu=
ml;n
ödenmekte olan gelir ve aylıklara bakıldığınd=
a,
sosyal devletin ve sosyal güvenliğin koruyucu ayaklarını
yeterince görmek mümkün değil. Emeklilik, gelecek
güvencesidir. Uzun yıllar çalışarak, vergi ve pr=
im
ödeyerek emekli olanların “mağdur” bir
görüntü vermesi, ülkeyi yönetenlerin dikkatle
değerlendirmesi gereken bir sorundur.
Y=
05;llardır
yapılmayan intibaklar sonucu, özellikle 2000 öncesi gelir ve
aylık alanların ekonomik olarak
zayıflatıldığı bir süreç
yaşanmıştır. Memur emeklilerinde katsayı ve
gösterge sistemiyle yapılan intibaklar, işçi emeklile=
ri
için uygulanamaz bir sisteme
dönüştürülmüştür. 2000 sonrası
gelir ve aylıklara uygulanan aylık tüfe sistemi, en olumsuz =
bir
artış yöntemine dönüşmüştür. Bu
olumsuzluğu gidermek üzere, 2003 sonrası dönemlerde
Bütçe Kanunlarıyla yapılan artışlar da yete=
rsiz
kalmış ve işçi emeklileri ekonomik olarak en zayı=
;f
kesim durumuna gelmiştir.
Bu
gelişmeler yanında, Sağlık Uygulama Tebliği(SUT) 29
Eylül itibariyle Resmi Gazete'de yayınlanmıştır. <=
span
class=3DGramE>5510 sayılı Kanunla 2 TL olarak belirlenen ayakta
tedavide alınacak katkı payı, Sağlık Uygulama
Tebliği ile 1 Ekim 2008 itibariyle kamu ikinci basamak sağlık
kuruluşlarında 3 TL, kamu eğitim ve araştırma
hastanelerinde 4 TL, Üniversite hastanelerinde 6 TL, özel
sağlık kuruluşlarında 10 TL olarak değiştiril=
mesi
sonucunda, sağlık hakkının kullanılmasını
engeller bir nitelik taşıdığı yönünde
haklı eleştiriler gelmeye başlamıştır. Sosyal
Güvenlik Kurumuna aktarılan katkı paylarının birden
yükseltilmesi, temsil ettiğim işçi emeklisi, dul ve
yetimlerinin de yoğun itirazlarına neden olmuştur. Bu konuyu
çok yakından izliyoruz. Bu konuda, emeklilerimizi mağdur
edecek olan katkı paylarının değiştirilmesi
için mücadelemiz sürecektir.
2009
yılı da, zor geçeceğe benzemektedir. Finansal krizin
ekonomik krize dönüştüğü bu süreç=
te,
sosyal politikalar devreye girmelidir. Çalışanlar
açısından işsizlik sigortası ve iş
güvencesi güçlendirilmelidir. Emekliler
açısından ise, aylıkları iyileştirecek bir
yapılanmaya ihtiyaç vardır. Bu süreçte,
ihracatın ve ithalatın duraksayacağı dikkate
alınmalı, iç piyasanın canlanması için ge=
lir
ve aylıklarda iyileştirmeler yapılmalıdır. Bu
talebimiz, işletmelerin üretimini sürdürmesi ve
desteklenmesi için de bir gerekliliktir.
=
4;şletmelere
dönük yapılacak teşvik ve destekler, istihdam
güvenceli olmalıdır. Krizi fırsat bilerek, haksız =
yere
işten çıkarmaların engellenmesi için buna
ihtiyaç vardır.
= 4;şçisi, emeklisi ve işverenin birlikte korunduğu bir yıl diliyorum.<= o:p>