MIME-Version: 1.0 Content-Type: multipart/related; boundary="----=_NextPart_01CBD501.A7934040" Bu belge Web Arşivi olarak da bilinen Tek Dosyalı Web Sayfasıdır. Bu iletiyi görüyorsanız tarayıcınız veya düzenleyiciniz Web Arşivi dosyalarını desteklemiyor demektir. Lütfen Windows® Internet Explorer® gibi, Web Arşivlerini destekleyen bir tarayıcı yükleyin. ------=_NextPart_01CBD501.A7934040 Content-Location: file:///C:/2C4E2B59/sayi99.htm Content-Transfer-Encoding: quoted-printable Content-Type: text/html; charset="us-ascii"
TÜED Sayı 99
İŞSİZLİĞ=
4;N
RİSKLERİ

Kazım
ERGÜN
Genel Başkan
2008
yılının ikinci yarısında dünyayı sarsan
küresel mali krizin reel ekonomileri de sarsması sonucunda,
üretimde ve istihdamda büyük kayıplar
yaşanmıştır. Ülkemiz açısından
bakıldığında, krizin en büyük etkisi 2009
yılında yaşanmış ve ekonomi yüzde 4.7 oranında
küçülmüştür. Bu küçülme
sonucunda milyonlara varan işten çıkarmalar
yaşanmış ve ülke insanımız yoksulluk ile
karşı karşıya kalmıştır.
AB
Ülkelerinde sosyal koruma sistemleri, issizlik ve yoksulluk
durumlarında bir bütünlük içerisinde
uygulanmaktadır. İşsizlik sigortası ve aile
yardımı sigorta sistemi ile işsizlik dönemlerinde gelir
kayıpları belli bir oranda karşılanmaktadır.
&Uum=
l;lkemizde
ise, işsiz kalındığında işsizlik sigortas=
5;
devreye girmekte ve en fazla 10 ay süreyle brüt asgari ücret=
in
yüzde 80'i tutarında işsizlik ödeneği
yardımı yapılmaktadır. Bu ödeneğe sahip olmak
için belirlenen yararlanma koşullarının
ağırlığı tartışılmaktadır. Esas
olan, çalışırken işsizlik ödeneği
ödeyenlerin işsiz kaldıklarında prim gün
sayılarıyla orantılı bir şekilde herkesin
yararlanmasıdır. Bu durum, işsizlik sigortasının
kuruluş amacına uygun olacaktır. Yürürlükte o=
lan
İşsizlik Sigortası Kanunu'na göre işsiz kalan bir
işçiden son üç yılda 600 gün, işsiz
kalındığında son dört ayda kesintisiz prim
ödenmesi koşulu nedeniyle, işsiz kalanların büy&uu=
ml;k
bölümü sistemden yararlanamamaktadır.
=
4;şsizlik
sigortası, kısa vadeli sigortalı kolları gibi işsiz
kalanların korunmasını öngörmektedir. Bu risk ile
karşılaşanların işsizlik ödeneğine hak
kazanmaları için yararlanma koşullarının
iyileştirilmesi ve ödeneklerin gerek süre, gerek ödenek
miktarları bakımından artırılması gerekmekted=
ir.
İşsizlik Sigortası Fonu'nun büyümesi
karşısında istihdamdayken fona prim ile katkı
yapanların işsiz kaldıklarında başvuracakları=
en
temel kaynak olduğundan, esaslı değişikliklere
ihtiyaç bulunmaktadır.
=
4;stihdam
ve işsizlik, ülkenin birinci konusudur. İşsizliği
önlemenin ilk koşulu, istihdamın korunması ve yeni isti=
hdam
imkanlarının yaratılmasıd=
05;r.
= 4;ş gücüne katılım oranı, Ekim 2010 itibariyle yü= zde 49. Bu oran AB ülkelerinde yüzde 70. Bu farkın kapatılmaması, AB üyeliği önünde en temel sor= un olacaktır. Çalışma çağındaki nüfusun önemli bir bölümü, istihdamda yer almıyor. Bu nedenle, yeni istihdamlar yaratılmalıdır. <= o:p>
2010
yılı Ekim döneminde istihdam edilenlerin sayısı, 22
milyon 972 bin kişiye yükselmiştir. Ekim 2010 döneminde
istihdam edilenlerin % 25,7'si tarım, % 19,6'sı sanayi, % 6,6's=
305;
inşaat, %48,1'i ise hizmetler sektöründedir.
Yapt=
ığı
işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik
kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların
oranı, % 43,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde,
tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun
çalışanların oranı % 85,3, tarım
dışı sektörlerde % 29,1 belirlenmiştir.
Kayıtdışı ekonomi ve istihdam, ülke=
mizin
en temel sorunudur. Bu sorun, sosyal güvenlik açısınd=
an
bir hak kaybına neden olmaktadır. Bu bakımdan, ilk etapta kayıtdışı istihdam denetlenmeli, =
sosyal
güvenlik haklarına ulaşılması konusunda gerekli ol=
an
tedbirler alınmalıdır. Hükümet yeni bir
değerlendirme yapmalı ve istihdam teşvikleri ile birlikte so=
ysal
güvenlik haklarına erişilme gibi temel bir insan
hakkının korunmasını öncelikli hedef olarak
öngörmelidir.
&Uum=
l;lke ekonomisinin
büyümesi tek başına bir anlam taşımayabilir. =
Esas
olan büyümenin istihdam yaratması, sat&=
#305;nalma
paritesinin iyileştirilmesi ve ekonominin r=
ekabet
edecek gücünün dengelenmesidir.