MIME-Version: 1.0 Content-Type: multipart/related; boundary="----=_NextPart_01CA1F60.D0B7AC20" Bu belge Web Arşivi olarak da bilinen Tek Dosyalı Web Sayfasıdır. Bu iletiyi görüyorsanız tarayıcınız veya düzenleyiciniz Web Arşivi dosyalarını desteklemiyor demektir. Lütfen Windows® Internet Explorer® gibi, Web Arşivlerini destekleyen bir tarayıcı yükleyin. ------=_NextPart_01CA1F60.D0B7AC20 Content-Location: file:///C:/2C4E2B30/sayi80.htm Content-Transfer-Encoding: quoted-printable Content-Type: text/html; charset="us-ascii"
TEK ÇATIDA
İKİLİ AYRIM
TİED Bülten Sayı 80
Sosy=
al
güvenlikte tek çatı ile yapılanmanın
başlangıcında beyaz bir kitap hazırlanmış,
emekliler arasında var olan eşitsizliklerin giderileceği
heyecanı verilmişti. İşçi ve memur emeklileri,
aynı sistem içerisinde vergi ve prim kesintisi ile
çalıştıklarından, haklarda da norm ve standart
birliğinin sağlanması gerekiyordu.
Emek=
li
Sandığı ve Sosyal Sigortalar Kanunu'nda, sosyal güvenlik
hakları eşit bir şekilde belirlenmediğinden,
bugünkü farklılıklar sürmektedir. Bu
farklılıklara son vermek için 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile yola
çıkılmış, 2005 yılında yapılan te=
knik
çalışmalarda norm ve standart birliğinin
sağlanacağı hedeflenmişti.
Ba=
351;langıç
olumlu başlamış, süreç olumlu
sonuçlanmamıştır. Bunun nedenleri
araştırıldığında, karşımıza
çarpık tablolar ve ayrıcalıklar =
çIkmaktadır.
Kamu yönetimi, kendi kazanılmış haklarını kor=
uma
adına eşit davranmamıştır.
Bu k=
apsamda,
Anayasa Mahkemesi'nden milletvekillerine kadar uzayan birçok ehil
yetkililerin yer alması üzücüdür. Kanunlar
şekillenirken, “eşitlik ilkesi”
sağlandığı zaman toplum mutlu olur. Bunu sağlamak
adına yürütme, yasama ve yargının ortak
sorumluluğu vardır. Bu sorumluluklarda, eşitliğin
korunması için çok adil bakılması gerekir. Bu
konuda, ayrımcılık yapıldığında, toplumda
hoşnutsuzluklar ortaya çıkar. Bugün, bu örnekleri
yaşıyoruz. Tepkiler bu yönde artmaktadır.
5510
sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu, 50 yıldır işleyen SSK ve Emekli Sandığ=
5;
sistemleri kapsamında bulunanların; haklarda, özellikle de g=
elir
ve aylıklarında eşitliğin sağlanması konusunda
gerekli olan değişiklikleri getirmemiştir. Bunun
yapılmaması sonucu, tek çatı da anlamsız
kalmış ve işçi emeklileri korumasız bir sisteme =
mahkum edilmiştir. 5510 sayılı Kanun'la,
işçi ve Bağkur emeklilerinin
durumlarında iyileştirme yapılmadığı gibi, ye=
ni
sistemin faturası da bu gruplara kesilmiştir.
=
4;ntibak
Kanunu ertelendiğinden emeklilerin yüzde 90'ı açl=
5;k
sınırının, tamamı ise yoksulluk
sınırının altında gelir ve aylığa mahkum edilmiştir. 5510 sayılı Kanun'da=
ki
gelir ve aylıkların artışına ilişkin
hüküm, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)
tarafından açıklanan altı aylık tüfe
artışını esas aldığından, işç=
;i
ve Bağkur emeklilerinin mağdur
edildiği bir sistem getirilmiştir.
Temm=
uz
2009'da uygulanmaya başlanan yüzde 1.83 oranındaki zammı=
;,
hem eşitlik ilkesi, hem de oran olarak savunmak mümkün
değildir. Taban aylıklarda 11 TL, ortalama aylıklarda 13 TL =
gibi
bir artışın savunmasını kim yapabilir?
Bütçe Kanunuyla, memur emeklilerine yüzde 4.5
artış uygulanmıştır. Buna, sağlıklı=
bir
sistem denilemez. Bu sistemin değiştirilmesi için, Temmuz
zamları bir uyarı olarak değerlendirilmelidir. Gelir ve
aylıkların giderek geçim ücreti olmaktan
çıktığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu
nedenle, İntibak Kanunu bir an önce
çıkarılmalıdır. Belli yaşa gelen
emeklilerimizin sorunları karşısında ilgisiz kalman=
5;n
getirmiş olduğu burukluğa son verilmesini bekliyoruz.
Devl=
et,
emeklisini üzmemelidir. Bugün emeklilerin genelinde burukluk ve
üzüntü vardır. Türkiye İşçi
Emeklileri Derneği olarak ülke genelinde yapmış
olduğumuz anket, bu tabloyu ortaya çıkarmışt=
5;r.
Evi olmayan, icralık olan, kapıdış=
arı
çıkamayan ve borcu artan bir emekli profili=
ile karşı karşıyayız. Sosyal güvencesi
olanların gelir ve aylıkları iyileştirilmelidir.
Güvenceleri tam sağlanmadığından,
çalışanların yarısına yakın bir
bölümü kayıtdışı
çalıştırılmaktadır.
G&uu=
ml;ven
vermeyen bir sistemin değiştirilmesi gerekir.
Çalışanlar, geleceği iyi göremediğinden,
sigortalı çalıştırma pazarlık konusu
yapılmakta ve bu şekilde kayıtdı=
351;ı
istihdama yönlendirilmektedir. Devlet, sendikal örgütlü
yapıyı ve sigortalı çalıştırmayı
korumak ve geliştirmek durumundadır. Aksi tak=
tirde,
gelecekte devlet bile bu bedelin altından kalkamaz. Devlet, kurumsal
olarak anayasada belirlenen hakları sağlamada ve uygulamada
belirleyici olmalıdır. Sosyal devlet ilkesi, bunu gerektirmektedi=
r.