MIME-Version: 1.0 Content-Type: multipart/related; boundary="----=_NextPart_01CA41E7.99C9CAF0" Bu belge Web Arşivi olarak da bilinen Tek Dosyalı Web Sayfasıdır. Bu iletiyi görüyorsanız tarayıcınız veya düzenleyiciniz Web Arşivi dosyalarını desteklemiyor demektir. Lütfen Windows® Internet Explorer® gibi, Web Arşivlerini destekleyen bir tarayıcı yükleyin. ------=_NextPart_01CA41E7.99C9CAF0 Content-Location: file:///C:/90F67252/sagliktafaturalaryukseliyor.htm Content-Transfer-Encoding: quoted-printable Content-Type: text/html; charset="us-ascii"
SAĞLIKTA HİZMET
DEĞİŞMİYOR, FATURALAR YÜKSELİYOR
Sosy=
al
güvenlik sisteminin en temel konularından birisi olan ve temel bir
insan hakkı olarak da Anayasamızda yer alan “sağlı=
;k hakkı”nı düzenleyen mevzuata ve
uygulamalara bakıldığında, insan
sağlığı devletin temel görevleri arasında
sayılmıştır. Bununla birlikte, kamu ve özel kesim
sağlık kuruluşlarından hizmetin satın
alınması ilkesinin benimsendiği ve sağlık
harcamalarının arttığı bir süreç
yaşanmaktadır.
Sosy=
al
Sigortalar Kurumu'nun geçmişteki 50 yıllık
uygulamasında, sağlık harcamaları disiplinli bir ş=
ekilde
yönetilmiştir. SSK raporlarına bakıldığı=
nda,
sağlık gelirleri her dönem artı vermiştir.
Bura=
lardan
derslerin çıkarılması gerekir. SSK; devlete yük
olmadan kendi prim gelirleriyle hastanelerini kurmuş,
sigortalılarına ve emeklilerine sağlık hizmeti sunmu=
51;tur.
Geçmişte, SSK hastanelerinin büyümesine de engel
olunmuştur. Bugünkü tabloyu gördükten sonra,
geçmişte SSK hastanelerinin acımasız bir şekilde
yıpratıldığını daha iyi anlıyoruz.
Bug&=
uuml;n
kamu ve özel sağlık kuruluşlarından hizmet sat=
5;n
alınmaktadır. Hastaneler ticari bir yaklaşımla ön
planda tutulduğundan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu, Sağlık Uygulama Tebli=
7;i
hükümleri temel ilke olarak hizmet satın
alınmasını öngördüğünden, 2009
yılında sağlık harcamaları 28 milyar liraya
varacağı tahmin edilmektedir.&nb=
sp;
Harcamaların artmasında, yeni sistemin=
ve
uygulamanın belirleyici olduğu bir gerçek. Reform
olarak açıklanan yeni yapılanmanın maliyetleri
artırdığı, sağlıkta devletin sorumluluğu=
nun
ve hizmet sunumunun azaltıldığı bir süreçten
geçmekteyiz. Bu dönemde, denetimlerin yapılmasını=
;n
zorlaştığı ve özel hastanelerden gelen
faturaların kamu kuruluşlarına göre yüksek
gönderilmesi, sistemin yeniden sorgulanmasını da gündeme
getirmiştir. Son yıllarda, hizmet değişmezken, harcamal=
ar
artmaktadır.
SSK'=
nın
geçmişte yaptığı gibi, sağlık
kuruluşlarının yönetiminden direk sorumlu olması
gereken Sosyal Güvenlik Kurumu, hizmeti üreten ve sunan yeni bir
strateji belirlemelidir. Özel hastanelerin getirmiş olduğu
yükün, genelleme yapmamakla birlikte faturaların
büyüklüğünden kaynaklandığı
anlaşılmıştır. Bu konuda yapılan denetimlerde,
teşhis ve tedavilerin ölçüsüz
kullanıldığı, ticari bir anlayışın ö=
;n
planda tutulduğu görülmüştür.
Di=
287;er
taraftan, sağlık hizmetlerinin yönetiminde yetkili kurulu=
51;un
çokluğu, sistemi de tartışılır durumla
getirmiştir. Örneğin katkı paylarıyla ilgili olarak
Sosyal Güvenlik Kurumu yetkili olması gerekirken, aynı yetki=
yi
Maliye Bakanlığı'nın da kullanması ve genelgeler
yayımlaması belirsizlikleri de beraberinde getirmiştir. Ayak=
ta
yapılan tedavilerde alınan katkı paylarıyla ilgili olar=
ak
Danıştay'a davalar açılmış ve özel
hastanelerden alınan 10 TL'nin alınmaması yönünde
karar verilmiştir. Bunun üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu
Yönetim Kurulu, yeni bir değerlendirme yapmış ve katk=
305;
paylarını hastane ayrımı yapmaksızın 2 TL ola=
rak
uygulanmasını kararlaştırmıştır. Maliye
Bakanlığı ise, bir başka genelge yayınlayarak kend=
isini
yetkili değerlendirmiş ve katkı paylarının Eyl&uum=
l;l
2009 itibariyle devlet hastanelerinde 3 TL, eğitim ve araştı=
rma
devlet hastanelerinde 4 TL, üniversite hastanelerinde 6 TL, özel
hastanelerde 10 TL olarak uygulanması
kararlaştırılmıştır. Bu bir yetki
dağınıklığını getirmiştir. 5502
sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile 5510 sayıl=
5;
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun ilgili
maddeleri bu konuda tek yetkili Kurumun, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun
olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Maliye
Bakanlığı görüş bildirebilir. Bu
görüşleri değerlendirecek tek yer Sosyal Güvenlik
Kurumudur.
Sa=
287;lık
hizmetlerinde artan harcamaları azaltmak adına katkı
paylarının yüksek belirlenmesi doğru bir tercih
değildir. Katkı
payları emekli, dul ve yetimlerini mağdur etmektedir.
Aldığı gelir ve aylıkla geçinemeyen emekli, dul =
ve
yetimlerinin katkı paylarından muaf tutulması, belli yaş=
;a
gelmiş ve daha çok sağlık yönünden
korunması gereken emeklilerimiz için önemli bir destek
olacaktır. Bu konuda herkesi katkı vermeye
çağırıyorum.
2010=
-2012
dönemi için Orta Vadeli Ekonomik Program
açıklandı.
Prog=
ramın
hedefleri incelediğinde şunlar görülüyor;
sağlıkta katkı payları yükseltiyor, devletin kamu
işletmelerinden çekilmesi yanında enerji
dağıtımı ve şekerin özelleştirilmesi, es=
nek
çalışma biçimlerinin
yaygınlaştırılması öncelikler olarak
değerlendiriliyor.
&Cce=
dil;alışanların
ve emeklilerin sorunlarının çözümüne
ilişkin hiç bir hedef olmadığı gibi, dolaylı
vergilerin artışı, eş değer ilaç
uygulamasının yaygınlaşması, özel hastanelerin
yüzde 30 ile sınırlandırılan katkı
payının yüzde 70'e yükseltilmesini, toplumu
yoksullaştıracak ve özellikle de sağlık
hakkını riske edecek tasarruflar olarak değerlendiriyoruz.
Sağlıkta yönetim dağınıklığı ve
denetimsizlik, maliyetlerin yükselmesi emekli ve çalış=
;anlara
fatura edilmektedir.
Esne=
klik,
sigortalı sistemi de sarsmıştır. 4857 sayılı
İş Kanunu, kısmi süreli, belirli süreli,
çağrı üzerine çalıştırma vb.
hükümler, istihdamı artıracağı iddiaları
uygulamada karşılık bulmamıştır. Bu tür
düzenlemeler, yalnızca işverenler için eksik gün
çalıştırma için bir yasal fırsat olmu#=
1;
ve çalışanlar ile birlikte Kurumları da prim ve vergi
kaybına uğratmıştır.
Bu
bakımdan, toplumsal uzlaşmayla yeni bir çalışma =
ve
sosyal güvenlik hukukunun oluşturulması, temel insan
hakları olan insanca yaşamaya yetecek ücret ve aylık
ödenmesi ile ilgili koruyucu maddelere ihtiyaç vardır. Dev=
let,
Orta Vadeli Ekonomik Program ile “sosyal devlet” ilkesini terk etmektedir.